Mahrama

Mahrama ve Durağan Bezi :

Mahrama ve Durağan bezi Durağan ilçesinde dokunmaktadır.
 

Mahrama eskiden havlu olarak kullanılmak üzere dokunurmuş. İnce ve daha uzun dokunanına peşkir adı verilmekteymiş. Ayrıca mahrama yeni damat oldukları anlaşılsın diye damatların bellerine bağlanırmış.

Mahrama da çember ve Durağan bezi gibi düzende, pamuktan dokunur. Ancak çember ve Durağan bezine göre daha sık dokunup ağzına çiğ iplik atılır, kenarlarına da desenler işlenir.

Durağan bezi ise çarşaf ve iç göynek yapmak için ince pamuktan düzende dokunur.

Mahrama

Durağ, Durak, Dura ya da Dur olma ihtimalini güçlendiriyor.

Burası, mahrama ve çember dokumanın merkezidir. Kastamonu-Taşköprü, Vezirköprü ve Boyabat’a çember kültürü buradan yayılmıştır. Tarihi yerleşimi ve ipek yolu üzerinde oluşu sebebiyle,birçok kültür geçişlerine sahne olduğu ortadadır.

İpek YollarıOrta Çağda, Çin’den başlayıp Orta Asya’da birden fazla güzergahıizleyerek köprü niteliği taşıyan Anadolu’yu geçip, Trakya üzerinden Avrupa’ya uzanmıştır. Ege kıyılarında Efes ve Milet, Karadeniz’de Trabzon ve Sinop,Akdeniz’de Alanya ve Antalya gibi limanlar kullanılarak deniz yolu ile Avrupa’yaulaşılmıştır.Karada ise İpek Yolu Kuzeyde Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas,Tokat, Amasya, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul, Edirne; Güneyde Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir,Aksaray, Konya, Isparta, Antalya, Denizli merkezlerini izlemektedir.Ayrıca,Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa, İznik, İzmit, İstanbul güzergahının da kullanıldığı bilinmektedir. Kuzey ve Güney güzergahlarında bulunan Sivas ile Kayseri bağlantısıyla oluşan Antalya-Erzurum güzergahının uzantısı, Anadolu'yu İran ve Türkmenistan'a bağlamaktadır. Bu ticaret akışında, karayolunun yanı sıra deniz yolu da kullanılmış olup, Karadeniz'de Kuzeyden gelip Batum üzerinden Trabzon,

Samsun, Sinop, İstanbul, Bursa, Gelibolu, Venedik; Akdeniz'de, Suriye üzerinden Antakya, Antalya, İzmir (Foça), Avrupa hattını izlemektedir.

Durağan eskiden İstanbul Trabzon, Kastamonu, Çorum, Samsun yollarına ulaşımın uğrak yeri olduğundan, Anadolu’nun doğu ve batısına olduğu gibi, güneyine de geçerken konaklanan bir yerdir. Bu özelliği zengin kültürünü ve özgün mahrama motiflerinin sebebini kanıtlıyor. İpek böcekçiliğinin yapılması da, ipek yolunun bu kültürü taşıdığını gösteriyor. Selik Teyze (68), gökçe dalları ile ipek ürettiğini ve bu ipliklerle mahramayı nasıl yaptığını anlattı.

Çok eskiden ipek üretildiğini de bu anlatımlardan tespit edebiliyoruz.

  Mahrama el tezgahlarında, pamuk ipliğinden dokunan 45x100 cm boyutunda örtülerdir. Bu örtüler Türkiye genelinde çeşitli adlarda, düz ve ince çizgili dokunmaktadır. Kimi yöre üzerine Türk işi işler, kimi hesap işi. Kimi Maraş işi, kimi tel kırma. Ama burada dokunan örtülere, tezgahlarda desen elle atılarak yapılır. Atkı iplikleri ve çözgü iplikleri sayılarak usta eller, tel tel,

sıra takip ederek motifi oturtur. Bolu, Safranbolu ve Sinop yöresindepeşgiradı ile anılan bu örtüler, birbirine benzer özellikler taşırlar. Mahrama ise desenleri ve renk tasarımı ile bu örneklerden çok farklıdır. Bu el sanatı ürünü eskiden, diz örtüsü, elbise, havlu, heybe, torba olarak kullanılmıştır.

Tasarımcılarınçeşitli amaçlar için kullanabilecekleri önemli bir malzemedir mahrama. Çünkü el tezgahlarında ağır desenlerin dokunuşu, pek rastlanan bir çalışma tekniği değildir. Bu çalışmaların ipek ile yapılanları daha ince ve parlaktır. Uzun elbisenin önüne ve arkasına uygulanan motifler, 45x60 cm özel mahrama parçası olarak dokunup elbise üstüne uygulanmıştır. Mahrem,Arapça bir kelimedir. Gizli olan, herkese açılmayan sır anlamında dilimizde de kullanılır. Mahremiyet, sır olarak saklanıp, herkese açılmayan şeyin hali, gizliliktir. Makrama sözcüğü ise eskiden, sofrada kullanılan işlemeli el havlusu, eski tarzda peçete el bezi, bazı köylü kadınların başlarına sardıkları nakışlı örtü olarak kullanılmıştır. Arapça bir kelimedir, Osmanlıca-Türkçe Sözlükte bu kullanımın, mikreme kelimesinden geldiği belirtiliyor. Mikreme de, ekrem sözcüğünden geliyor. Ekrem, birine hürmet ve tazim göstermektir; cömertlik ve iyilik bağışta bulunmak, yardımseverlik yapmaktır. Mahrama da bu eylemlerin sergilendiği bir örtü oluyor. Atkı ipi parmaklarla resimlerde görülen motifleri sabırla hazırlıyor.

 Yaptığı işin sırrını el emeğinde saklıyor, büyük desenleri özenle çıkarıyor ve yaptığı örtüyü çömertce erkeğinin dizine örtü olarak hediye ediyor.

Mahrama, bu anlatımlarla kendini buluyor. Özgün gelişen renk ve desen tasarımlarının sırrınıyapan biliyor, başkaları için sır anlamında. Mahrama örneklerini gördüğümüzde, işin inceliğini ve sırrını ürünün kendinde gizlediğini görüyoruz. Hem yapılması zor bir iş, renkler ile oynamak ise cesaret işi. Yapılmasının zorluğu, bu kültürün yaygınlaşamadığını gösteriyor.

Yedi rengin ışıklaortaya çıkan nüanslarını yakalayan kadınlarımız, hünerlerini ne güzel ortaya koyuyor. Kök boya ile renkleri keşfediyor, ipeğe emek verip ipini oluşturuyor.Sevdası ve özlemini ipliklerin içine

Please publish modules in offcanvas position.