|
Kültür ve Turizm
İlçenin yerleşim alanı tarih
olarak çok eski tarihlere
dayalı olduğundan ilçe adını
aldığı DURAKHAN Vakıflar
Genel Müdürlüğünce yapı ve
mimari estetiği bozulmadan
restore edilmiş ve ilçe
halkının hizmetine
sunulmuştur.
Ayrıca bu hanın yanında
tarihi en az han kadar eski
olan ve iç mimarisi ağaç el
oyma sanatı ile süslenen
İsmail Bey Camii, Anıtlar
Yüksek Kurulunca tescil
ettirilen Anbar Kaya ve
Terelek Kaya Mezarlarında
turizm açısından görülmeğe
değer tarihi sanat
eserlerindendir.
Mesire yeri olarak İlçe
Belediyesince yaptırılan
Akkır ve Akbel çayı
mevkiinde mesire yerleri,
yeşilyurt mahallesi adadağı
eteğinde yaptırılan mesire
yeri, Orman İşletme
Müdürlüğünce Buzluk Ormanı
Akkaya Mevkiinde yaptırılan
mesire yeri, Kaymakamlık
Makamınca yaptırılan
Boyalıca Köyü Doğasuyu
mevkii mesire yeri, ilçe
halkının hayırsever bir
vatandaşımız tarafından yine
Buzluk Ormanı Geyikardıç
mevkiinde yaptırılan mesire
yerinde ilçe halkı ve
ilçemize dışardan gelen
misafirlerce piknik
yapılmakta , bu mesire
yerlerinin yolları düzgün
olduğundan ulaşım problemi
yaşanmamaktadır.
Tarihî ve Turistik
Yerleri
Durağan tarihi itibari ile
çok eskilere dayanmaktadır.
Danişmentliler'in
Kızılırmak'ı aşıp
Kastamonu'yu almalarından
sonra Durağan Kastamonu yolu
büyük bir önem kazanmıştır.
Pervaneoğulları ve
Candaroğulları zamanında ise
bu yol çevresinde bir iskan
faaliyeti başlatılmıştır.
İlk yerleşim merkezi bugünkü
Durağan İlçemizin 5 Km.
Kuzeyinde Sakızören denilen
mevkide kurulmuştur.Ancak
zamanla yerleşim merkezinde
çıkan su halkın ihtiyacını
karşılayamamıştır. Halk
burasını terk ederek
Gökırmak vadisine yerleşmiş,
bu faaliyetler
Pervaneoğulları zamanında
hızlanmıştır. İşte bu
zamanlarda günümüzden 728
yıl önce Muinüd-din Süleyman
Pervane tarafından Miladi
1265 (Hicri 644) yılında
Durağan' da bir Kervansaray
yaptırılmıştır. Pervane
Süleyman'ın yaptırmış olduğu
bu Kervansaray bütün
ilgisizliklere rağmen harabe
görünümünde iken 1989
yılında başlatılan ve 1992
yılında tamamlanan aslına
uygun restorasyon
çalışmaları ile bugünkü
durumuna getirilmiştir. Bu
restorasyonun yapılmasında
İlçemizin yetiştirdiği
önemli şahsiyetlerden
Vakıflar Genel Müdür
Yardımcısı Sayın İsmail
GÖKMEN' in önemli gayretleri
olmuştur.
Durağan Kervansarayı yapısı
itibarı ile incelediğimizde
şunları söyleyebilir.
Kervansaray'ın duvarları o
zamanki inşaata uygun olarak
moloz, taş, kireç ve harçla
yapılmıştır. Ortasından
22.5x14 metre ölçüsünde bir
avlu vardır. Bu avlunun
etrafında 13 oda
sıralanmıştır.
Kervansaray'ın ön cephesinde
durup giriş kapısına
baktığımızda bu yapının
gerçek bir Türk Mimarisine
uygun bir sanat örneği
olduğunu görürüz. Hiçbir
tutucu malzeme (Kireç,Haraç
vb.) kullanılmadan kapının
üst kemerinin günümüze kadar
gelmesi, Türk Mimarının
kurmuş olduğu geometrik
dengeyi simgeler.Kapıdan iç
avluya geçtiğimizde sağ ve
sol tarafta olmak üzere
diğer odalardan farklı iki
oda görülür.Bu iki odanın
kullanış amaçları
diğerlerinden farklı olduğu
anlaşılır.
Bu bölümdeki odalar
incelendiğinde inşaatta
kullanılan tuğlaların bir
kuşak vazifesi gördüğü ve
duvarların kalınlığı dikkat
çekmektedir. Odalarda
gerekli aydınlatma ve
havalandırma sağlamak için
birer mazgal deliği
açılmıştır. Odaların
tavanlarının beşik örtüsü
şeklinde oluşu ise ses
dağılımı üzerinde etkilidir.
Bu haliyle Kervansarayın
birinci bölümündeki odalar
konaklamak için uğrayan
yolcuların dinlenme yeri
olarak kullanılmıştır.
Kervansaray' ın bu bölümünün
yatakhane olarak
değerlendirildiği de
düşünülebilir.
Bundan sonra II. bölüm
dediğimiz ve girişe göre
Kervansaray'ın sağında yer
alan kısmına geçilir. Bekir
BAŞOĞLU "Boyabat Tarihi"
isimli eserinde bu kısım
ibadethane olarak
değerlendirilmektedir. Bu
bizce de gerçeğe en yakın
olan değerlendirilmektedir.
Bu bizce de gerçeğe en yakın
olan değerlendirmedir.
Durağan halkından yaşlı
kimselerin vermiş oldukları
bilgilerde bunu
doğrulamaktadır. Durağan
Kervansaray'ı zamanın en
modern tesislerinden biri
olarak yapılmıştır. Dinlenme
salonu, yatakhane bölümü,
aşevi, mescit ve hamamı ile
bir bütün olarak yapılan bu
Kervansaray'ın yukarıda
sözünü ettiğimiz ibadet hane
bölümünden sonra hamam
bulunmaktadır.Bu ise Türk
Milletinin temizliğe verdiği
önemi göstermektedir.
Gerçekte günümüzde bile Türk
Milletinin tarih hamamları
avrupalı turistlerin çok
ilgisini çekmektedir.
Kervansaray' ın hamamından
geriye İsmail Bey Camii'nin
Doğusunda Camiiye 5 metre
mesafede sadece bir duvar
kalmıştır. Hamamda mescide
açılan bir kapının da
bulunduğu bilinmektedir.
Kervansaray'ın girişinde bir
kitabe vardır.Ancak bu
kitabe zamanla düşmüştür.
Kaybolmaması için İsmail Bey
Camii'nin giriş kapısı
üzerinde
yerleştirilmiştir.Böylece
korumaya alınmıştır. 1989
yılında başlanan restorasyon
çalışmaları sırasında hitabe
buradan alınarak asıl yeri
olan Kervansaray'ın kapısına
aslına uygun olarak
yerleştirilmiştir.
Bekir BAŞOĞLU "Boyabat"
isimli kitabında bu
kitabenin "Hasan Ağa" adında
bir Nahiye Müdürü tarafından
okuduğunu belirterek
kitabede yazılan bilgileri
şu şekilde belirtmektedir:
1- Emre bi imareti
hazin - i Han İl menrure fi
eyyami Devlet -iz Sultan.
2- El a'zam
Şehinşah ile muazzam itibar
üd-dünya ve'ddin Ebül Fatih
Teyhüsrev.
3- El isfehar
i-muazzam Melik-i Mülük
İl-Ümera vel-vüzera emin üd
Devleti ve'ddin avn ül-islam.
4- Perdvenetü A'zam
Süleyman ibnü Ali a'lellahü
şenehü nazara ehell ül abdi
aakarühüm güher başübnü
Abdillahfi zilhicce sene
erbaun , sittine ve
sittemiye
Arapça olarak mermer taşına
yazılan bu kitabenin
tercümesi şu şekildedir;
İslamın ve Müslümanların
dinin ve devletin yardımcısı
vezir, emir ve meliklerin
meliki dünyanın ve dinin
itibarı Fatih'ler babası Ulu
Sultan Keyhüsrev'in emriyle
bu Kervansarayı (644 H.)
yılında büyük Pervane
Süleyman bin Ali
yaptırmıştır. İnşaatı
kulların fakiri Kühürbaş Bin
Abdullah nezaret etmiştir.
Terelek Kaya Mezarı
Durağan Köklen Köyü
Kemerbahçe Mahallesi
sınırları içinde (Gökdoğan-Kemerbahçe
arasında) bulunmaktadır.
Terelek Kaya mezarının ilk
defa 1944 yılında Ahmet
GÖKOĞLU adında bir
araştırmacı görüp
incelemiştir. Terelek Kaya
mezarı çok yüksek bir yerde
olup, bulunduğu Gökırmak
vadisine hakim
durumdadır.Mezarın ön
cephesi üç sütundan
oluşmaktadır. Her sütun
yükseldikçe incelenmektedir.
Mezarın ön cephesindeki
sütunların üzerinde kabartma
kompozisyonları vardır. Bir
insanla aslan'ın
mücadelesini konu alan
resmin sol yanında boynuzlar
arasında bir insan başı
görülmektedir.
Terelek Kaya mezarının
girişi kare şeklindeki
kapıdan oluşmaktadır. Duvar
ve tabanları dardır. Solda
ve arkada iki ölü sediri
yapılmıştır. Sedirler
birleşik olup yükseklikleri
30 cm.dir.Bazı kaynaklarda
bu yapının hititlere, bazı
kaynaklarda ise
Paflogonyalılara ait olduğu
belirtilmektedir. Terelek
Kaya mezarının M.Ö 7.
Yüzyılda yapıldığı
sanılmaktadır.

Ambarkaya Mezarı
Durağan-Vezirköprü karayolu
üzerinde Karadeğin Köyü
yakınında olup ilçe
merkezine 5 Km mesafededir.
Mezar odasının kapısı
dikdörtgen şeklindedir.
Mezara girildikten sonra sağ
tarafta bir ölü sediri
görülür.Mezarın duvarları
dik olup, tabanı kubbe
şeklindedir.İşleme ve yontma
usulü bakımından çevredeki
diger kaya mezarlarına çok
benzemektedir. M.Ö 6.
Yüzyılda yapıldığı tahmin
edilmektedir. Mezar hakkında
yeterli bilimsel bir
ipucunun bulunmaması bu
konudaki bilgilerimizi
sınırlı tutmaktadır.
İsmail Bey Camii
Kasabanın en büyük ve en
eski camiidir. Osman
oğulları zamanında
yapılmıştır.Durağan,
Kervansaray'ının hemen
yanındadır.Camii'nin
kitabesinden edinilen
bilgilere göre 1283 hicri,
1867 miladi yılında
yapılmıştır. 1943 yılında
depremden zarar görmüş ve
adı İsmail olan bir usta
tarafından onarılmıştır.Bu
tarihten sonra camii, İsmail
Bey Camii diye anılmaya
başlanılmıştır.
Kervansaray'ın kitabesinde
bu onarım esnasında
cami-inin giriş kapısı
üzerine yerleştirilmiş
ancak, 1989 yılında
Kervansaray'ın restore
çalışmaları sonucu kitabe
buradan alınarak
Kervansaray'ın kapısına yani
orijinal yerine konulmuştur.
Caminin kapısı, minberi ve
kürsüsü ağaç kabartma ve
oyma tekniği ile
yapılmıştır. Çok süslüdür.
Camiye daha sonra son cemaat
yeri ilave edilmiş ve çatı
ile önceden ahşap olan
minare yıkılıp, beton arma
olarak yeniden yapılmıştır.

Kalfet Camii
Buzluk mevkiinde bulunan
Kalfet Camisinin yapılış
tarihi kesin olarak
bilinmemektedir.
Çevresindeki köylerin
toplanıp Cuma namazı
kılmaları için inşa
edilmiştir.Çevrenin en eski
yumru ağaçtan yapılmış
camisidir.İbadete kapalı
olup harabe halindedir.
Yağbasan Türbesi
Candaroğulları zamanında
1395 tarihinde yapılmıştır.
Yağbasan Köyü alan
mahallesindedir. Dört köşe
bir temel üzerinde kurulan
türbesinin tavanı kubbe
biçimindedir. İnşaatında
taş, kireç ve kum
kullanılmıştır.Türbenin
doğuya açılan dar bir kapısı
vardır. Eski görünüşe sahip
olmayan türbenin, kubbe
bölümünün bir kısmı yıkılmış
olup, içinde bir mezar
bulunmaktadır.Türbede iki
tane kitabe vardır.Bu
kitabelerde dört kişinin adı
geçmektedir. Bunlardan
birincisi Süleyman Bey,
İkincisi Emir'ül Kebir adını
alan Hasan Bey ve diğer
ikisi de Hasan Bey'in
kardeşleri Polat ve Kutluşah
Beylerdir. Türbenin bir
kilometre batısında sarı
Saltuk Bey, 3 Km Batısında
Polat Bey' in mezarları
bulunmaktadır.Bu mezarlarda
kitabeye rastlanmamıştır.
Ayrıca Yeşil kent,
Yeşilyurt, Hacı
Mahmutlu,(Erenler) ve
Sofular Kışla Mahallesinde
(Sinan dede) türbeleri
mevcuttur.
Buzluk Mağarası
İlçenin 10 km Kuzeyinde ve
dağlık bölgededir. Burada
Orman İşletme Müdürlüğü'nün
binaları
bulunmaktadır.Buzluk
Mağarası Dağı'nda kayalık
bir mevkide tabi olarak
"karstik erimeler" sonucunda
oluşmuştur.
Mağara yer altında olduğu
için çok
karanlıktır.Mağarada müthiş
bir hava akımı
bulunmaktadır. Bu nedenle
mağaraya ancak el feneri ile
inmek mümkündür.Mağaranın
derinliğine bir müttet
indikten sonra odaya benzer
yerler mevcuttur.Buralarda
tabi halde olmuş buzlar
bulunur.Yaz aylarında da
hava akımı daha fazla olduğu
için buz oranı da buna bağlı
olarak artar.Buz dolapları
bölgede kullanılmaz iken
buradan buz çıkarılarak yaz
aylarında içme sularını
soğutmada kullanılırdı. 1960
' lı yıllara kadar çıkarılan
buzlar ilçe merkezine
getirilir ve pazarlarda
satılırdı.
Bugün, burası ve çevresi ile
birlikte düzenlendiğinde
turistik bir yer olabilecek
özelliğe sahiptir. Yazın
sürekli gidilen bir mesire
yeri durumundadır.Soğuk,
sertlik derecesi normal, çok
iyi içilebilen bir suyu ve
çok temiz havası vardır.

Mesire Yerleri
Altınkaya baraj gölü çevresi
mavi ile yeşili iç içe
yaşadığı güzel bir mesire
yeridir. Buzluk Ormanı,
Gömlek Ormanı, Yassıalan 'da
doğa suyu Geyikardıcı,
Durağan Göleti ve
Yukarıkaracaören Göleti
diğer önemli mesire
yerleridir. Buralarda mesire
ve dinlenme tesislerinin
yakın gelecekte kurulması
bölge halkını mutlu
edecektir.



Yerel Bir Hikâye
Dede Korkut hikayelerine
benzer bir hikaye anlatılır.
Durağan'da adı da "Yılan
öyküsü"dür. Efsane şöyle
başlar: Bir kıza günlerden
bir gün yılan dadanmış. Kız
söylemiş. Anama söyleyin.
Salsın eline alsın yılanı.
Anası da demiş. Salaman
elimi, alaman yılanı Elsiz
kalamam, kızsız kalırım. Kız
söylenmiş. Babama söyleyin
Salsın elini alsın yılanı,
Babası söylenmiş, Salamam
elimi, alamam yılanı Elsiz
kalamam kızsız kalırım.
Nihayetinde kız sevdiği
oğlana seslenmiş: Söyleyin
sevdiğime Salsın elini ,
alsın yılanı. Sevdiği
söylenmiş: Salarım elimi,
alırım yılanı. Elsiz kalırım
yarsız kalamam, demiş ve
yılanı almış. |